Meczup

Meczup
Geçti dedim, geçmedi

23 Eylül 2011 Cuma

Zehirlendi dudaklarım







Islak kaldırımlarda yürüyordu sessizce. yağmur saçlarından alnına, alnından burnuna, burnundan çıplak ayaklarına damlıyordu. kimse yoktu sanki koca şehirde ondan başka. siyah beyaz bir pazılın en renkli parçasıydı ve kaybolmuştu.


Elinde hiçbir şey kalmamıştı ve biliyordu, gülüyordu. her adımında biraz daha batıyordu derine. umursamıyordu. kimse kalbinin önende durup "kal" demiyordu. gidiyordu..


Oysa önceki gece melekleri görmüştü rüyasında. koca kanatlı, ağzı kanlı melekleri. üşüyordu.


Uzak bir ev vardı önünde. içi boştu ve çok doluydu. yine gelmişti karın ağrıları geriye. yine bekletilecekti arafında ölmek için bu kadar acele ederken.


Geçmiş geçmek bilmiyordu. her seferinde biraz daha kanıyordu elleri. parçalanıyordu her yazmaya çalıştığında. çıldırıyordu.


Dudakları buz gibiydi, sıcacık ellerine rağmen. her konuştuğunda göz yaşı damlıyordu dudaklarından. böyle olması gerekmiyordu, anlıyordu çünkü böyleydi. böyle doğmuştu ama böyle ölemiyordu.


Gökten bin elma düşmüştü ve hiçbiri onun değildi. önce topraktı, sonra ağaç oldu ve kurudu. kendini bulamıyordu...


Herşey dün gibiydi ve o, dünden bugüne geçmeye çalışırken kalbine takılıp düşmüştü. geleceği yoktu, olmayan geçmişi gibi.


Bacağı yanan bir sinek gördü ve öldü...

2 yorum: